
Molsheim’dan gelen haber, Bugatti’nin son yirmi yılını tanımlayan W16’nın ardından markanın sesini yeniden inşa ettiğini gösteriyor. Tourbillon’un doğal emişli, 9.000 devire ulaşan V16 motoru için üç yıl süren bir akustik geliştirme sürecinin tamamlandığını açıklayan marka, bu çalışmayı yalnızca bir mühendislik meselesi değil, kimliğin devamlılığı meselesi olarak konumlandırıyor. Binlerce simülasyonun yapıldığı egzoz ve hava emiş sistemleri, aktif aerodinamik unsurlarla –özellikle arka kanatla– birlikte bütünsel bir ses imzası oluşturacak şekilde kalibre edildi.
Bugatti’nin NVH ve Akustik Bölümü Başkanı Romain Volatier, markanın sesle kurduğu ilişkiyi net bir çizgiyle tarif ediyor: “Bugatti’nin hiçbir zaman tertemiz bir motor sesi olmadı. Her zaman biraz kirli ve ham kaldı, biz de bunu ana eksen olarak korumak istedik.” Ekibin asıl sınavı ise bu karakteri kaybetmeden Avrupa’nın 72 desibellik gürültü sınırını mekanik olarak, hiçbir yapay ses desteği kullanmadan geçmekti. Sıcaklık ve rüzgâr hızı gibi değişkenlerin titizlikle kontrol edildiği homologasyon testleri, markanın ifadesiyle “tüm renkleriyle” başarıyla tamamlandı.
Test sürücüsü Paolo Magrone için bu sesin doğruluğu, sürüş hissinin bir parçası: “Bir test sürücüsü olarak gaz tepkisiyle birlikte motor devrinin yükseldiğini duymam gerekiyor; bu, geri bildirim için çok önemli.” Bugatti’nin özetlediği gibi, projenin büyük bölümü artık tamamlanmış durumda ve marka bu bölümü “başarıyla kapatıyor.” Tourbillon’un sesi, elektrikli çağa geçişin eşiğinde, Bugatti’nin mekanik mirasına verdiği son ve belki de en duygusal referanslardan birini oluşturuyor.
The Vault Mag sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.